← Yazılara dön
İLIŞKILER & SINIRLAR

Samimiyet, saygısızlık ruhsatı değildir.

En yakınımızdaki insana, en az özeni göstermeye ne zaman başladık?

Bir yabancıya söylemeyeceğiniz kırıcı bir sözü, en yakınınızdakine rahatça söylemeniz sizi daha samimi yapmaz.

Bazen bir ilişkinin sağlamlığını, ne kadarını kaldırabildiğiyle ölçüyoruz. Biraz daha sert konuşuyor, bir kez daha sözünü kesiyor, bir özrü daha erteliyoruz. İçimizden geçen cümle hep aynı: “O beni bilir.”

Bizi bilen birinin ne demek istediğimizi anlamasını bekleyebiliriz. Ama bizi bilmesi, söylediklerimizden incinmeyeceği anlamına gelmez. Niyetimizi tanıması, davranışımızın onda bıraktığı izi ortadan kaldırmaz.

Sevilmek, davranışlarımızın sonuçlarından muaf olmak değildir.

Yakınlık, her sözümüzü tartarak konuşmak zorunda kalmadığımız bir alan açar. Bu rahatlık değerlidir. Yine de rahat olmakla karşımızdakini hesaba katmamak arasında bir mesafe vardır. O mesafe bazen çok küçük, sonucu ise çok büyüktür.

Birbirimize yabancı gibi davranmamız gerekmiyor. Yabancılardan esirgemediğimiz özeni, sevdiklerimizden esirgemememiz yeterli. Sözü biraz yumuşatmak, gerçekten dinlemek, kırdığımız yerde “Ben böyleyim” diye sığınacak bir cümle aramamak.

Bazen ilişkinin ihtiyacı büyük bir konuşma değildir. Sıradan bir akşamda gösterilen küçük bir dikkattir. Birinin yanında rahat hissederken, onun da yanımızda güvende hissedip hissetmediğini düşünmektir.

Sizi en iyi tanıyan insan, neden sizden en az özen gören insan olsun?

Ahmet Mertkan Koşaroğlu
BİR SONRAKİ DÜŞÜNCE

Bedel ödemek, karşılığını almak değildir.